PortalAnasayfaSSSAramaKayıt OlÜye ListesiGiriş yap

Paylaş | 
 

 MİLLER DENEYİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
--$üqrü--
SiTe SaHiBi
SiTe SaHiBi
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 263
Nerden : --GİRESUN--
Mood :
Cinsiyet :
Kişisil ileti : Yok..
Takımınız :
Paylaşım :
100 / 100100 / 100

Güç :
100 / 100100 / 100

Tecrübe :
100 / 100100 / 100

Kayıt tarihi : 13/02/08

MesajKonu: MİLLER DENEYİ   Cuma Nis. 18, 2008 4:05 pm

MİLLER DENEYİDeneyin bilimsel geçersizliğini gösteren temel konuları şöyle sıralayabiliriz:
• Stanley Miller, deneyinde metan (CH4), amonyak (NH3) ve su buharı (H2O) kullanmıştır. Oysaki, 1970’lerden sonra başta Philip Abelson olmak üzere jeologların yaptıkları araştırmalar, dünya atmosferinde hiç bir zaman metan ve amonyak gazlarının yer almadığını ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmalarda, atmosferin, ilk oluşum dönemlerinde karbondioksit (CO2), azot (N2), hidrojen (H2) ve su buharından (H2O) oluştuğu kesinleşmiştir. Şu anda evrimci olsun olmasın tüm jeologlar ve biyokimyacılar, ilk atmosferin karbondioksit, azot, su buharı ve az miktarda hidrojenden oluştuğu konusunda fikir birliği içindedir. Bu hususta en küçük bir ihtilaf dahi bulunmamaktadır.
Miller Deneyi, bu gazlarla tekrarlandığında ise hiç bir amino asit elde edilememiştir. Örneğin 1975 yılında Ferris ve Chen isimli iki biyokimyacı, karbondioksit, hidrojen, azot ve su buharından oluşan bir atmosfer ortamında Stanley Miller’ın deneyini tekrarlamışlar, bir tek molekül amino asit bile elde edememişlerdir.(1)
• Stanley Miler’in deneyindeki ilkel dünya koşullarına aykırı bir diğer unsur da “soğuk tuzak” (cold trap) adı verilen mekanizmadır. Miller, deneyinde, bu mekanizmayı kullanarak, amino asitleri, oluştukları anda (parçalanmalarını engellemek amacıyla) ortamdan izole etmiştir. Oysaki, doğada böyle bir bilinçli ayırıcı mekanizma mevcut değildir. Nitekim Miller soğuk tuzak kullanmadan yaptığı deneylerde hiç bir amino asit elde edememiştir.
• Amino asitlerin oluştuğu öne sürülen dönemlerde, atmosferde amino asitlerin tümünü parçalayacak yoğunlukta oksijen bulunduğu kesinleşmiştir. 3.5 milyar yaşında okside olmuş demir ve uranyum katmanlarının varlığı, bundan 3.5 milyar yıl önce atmosferde oksijen bulunduğunu ve bunun miktarının mevcut tüm organik yapıları parçalayıp yokedebilecek düzeyde olduğunu göstermiştir.(2) Bu durum, oksijen dikkate alınmadan yapılmış olan Miller Deneyi’ni tamamen geçersiz kılmaktadır. Eğer Miller, deneyinde oksijen kullanmış olsaydı hem metan hem amonyak, hem de amino asitler tamamen parçalanacaktı.
• Miller Deneyi’nin sonucunda, canlıların yapı ve fonksiyonlarını bozucu özelliklere sahip organik asitler de büyük miktarlarda oluşmuştur. Amino asitlerin, izole edilmeyip de bu kimyasal maddelerle aynı ortamda bırakılmaları halinde, amino asitlerin bunlarla kimyasal reaksiyona girip parçalanmaları veya farklı bileşiklere dönüşmeleri kaçınılmazdır.
Eğer Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı bir takım iddialarına kaynak gösterdiği, National Geographic Dergisi’nin Mart 1998 sayısındaki “The Rise of Life on Earth” makalesini daha dikkatli okusaydı, yazısında canlılığın tesadüflerle ortaya çıkışı iddiasına en büyük delil olarak sunduğu Miller Deneyi’ni Batılı evrimcilerin nasıl çoktan terkettiklerini görecekti. Makalede, Miller Deneyi’nde kullanılan metan ve amonyak maddelerinin gerçekte ilkel atmosferde bulunmadığı, şöyle ifade edilmektedir:
“Pekçok bilim adamının bugün, ilkel atmosferin Miller’in öne sürdüğünden farklı olduğuna dair kuşkuları vardır. Bilim adamları, ilkel atmosferin hidrojen, metan ve amonyak yerine karbondioksit ve azottan oluştuğunu düşünüyorlar. Bu ise kimyacılar için kötü bir haberdir. Çünkü karbondioksit ve azotu tepkimeye soktuklarında elde edilen organik bileşikler oldukça değersiz miktarlardadır. Bu, koca bir yüzme havuzuna atılan bir damla gıda renklendiricisiyle aynı yoğunluktadır. Bilim adamları bu derece seyrek çözeltideki bir çorbada hayatın ortaya çıkmasını hayal etmeyi bile güç buluyorlar.”(3)
Bilim ve Ütopya dergisi yazarının öve öve bitiremediği Miller Deneyi’nin evrimciler tarafından dahi terkedildiği, “Earth” dergisinin Şubat 1998 sayısındaki “Life’s Crucible” isimli makalede bir kere daha belgelenmiştir. Evrimci literatürün en popüler yayınlarından olan bu dergide şu ifadeler kullanılmıştır:
“Bugün Miller’in senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bunun bir nedeni, jeologların şu an ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu kabul etmeleridir. Bu gazlar ise 1953’teki deneyde (Miller deneyi) kullanılanlardan çok daha az aktiftirler. Kaldı ki, Miller’in farzettiği atmosfer varolmuş olabilseydi bile, amino asitler gibi basit molekülleri çok daha karmaşık bileşiklere, proteinler gibi polimerlere dönüştürecek gerekli kimyasal değişimler nasıl oluşabilirdi ki? Miller’in kendisi bile, problemin bu noktasında ellerini hızla ileri uzatıp, ‘bu bir sorun’ diyerek şiddetle iç geçirmektedir. ‘Polimerleri nasıl yapacaksınız? Bu o kadar kolay değildir.” (s.34-36)
Görüldüğü gibi içinde bulunduğumuz 1998 yılının evrimci kaynakları Miller Deneyi’ni tarihin tozlu raflarına kaldırmış durumdadırlar. Miller Deneyi’nin yanısıra, (Ümit Sayın’ın yazısını bütünüyle dayandırdığı) Cyril Ponnamperuma ve benzerlerinin 70’li yıllardan kalma metan-amonyak modelleri de aynı şekilde hiç bir anlam taşımamaktadır. Metan-amonyak içeren ilkel atmosfer modeli bugün evrim literatüründen bile çıkarılmışken, ne yazık ki Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı Ümit Sayın hala sayfalar boyunca metan ve amonyakla yapılan deneyleri delil göstermeye çalışmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.ekipler.tr.cx
 
MİLLER DENEYİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
EKiPLeRiN MeKaNı :: •●((¯˚•._.• EĞİTİM •._.•˚¯))●• :: Ders Dökümanları :: Biyoloji-
Buraya geçin: